Sayfalar

24 Ekim 2019 Perşembe

Masal şehir BRUGGE

Paris, Brugge, Brüksel rotamızın ikinci ayağı BRUGGE ile ilgili notlarımı okuyabilirsiniz. Umarım beğenirsiniz ve size de fikir verir. Benim için daha önce masal kasaba hayallerimde HALSTATT vardı. Orayı gördüm gerçekten bir masalın içinde hissettim kendimi ve ikinci masal şehrim de Brugge'dü.

İnanın ben Brugge'den ayrılırken dizlerime vura vura, döve döve istemeyerek ayrıldım:-) bana 2 gün yetmedi. Aslında şehri gezmeye 2 gün tam hatta fazla bile diyebilirim. Çünkü küçücük bir yer. Ama ben çok sevdiğim ve iliklerime kadar hissettiğim bir yere isterse hap kadar olsun doyamıyorum. Çünkü oraları yavaşça, sindire sindire - soluya soluya yaşamak istiyorum ve öyle de yapıyorum.

İlk olarak Paris'ten trenle Brugge'e geçişimizi size anlatmak istiyorum. Paris'te GAR DU NORD'a gideceksiniz. Kuzey istasyonu. Brugge'e tren buradan kalkıyor. Ve maalesef ki tren Paris'te çok pahalı.  Biz en ucuzu olsun diye 2 aktarmalı ve erken saatte olan treni seçtik. Ona rağmen bir kişi 54-EURO ödedik. Biletler hala elimde hatıra olarak duruyor. Bu arada tren biletleri fiyatları direkt veya aktarma şekline göre, tren firmasına göre de değişiklik gösteriyor. bilginiz olsun.  Sabah 08:40 kalkışlı seçtiğimiz trenin rotası şöyleydi:

08:40'ta PARİS NORD gardan kalkış -----------------09:48 LILLE FLANDRES varış ( Paris Nord gardan kalkış ve ilk durak LILLE. Lille'de iniyorsunuz. Buradan tekrar aktarma olacak. Zaten ekranlarda yazıyor ve Lille istasyonda hemen görevliler sizi karşılıyor, soruyor ve gideceğiniz yönde yönlendiriyor.Hiç çekinmeyin.

10:08'de LILLE FLANDRES'DEN KALKIŞ--------------------10:45 COURTRAI / KORTRIJK VARIŞ. Lille'den de Kortrik'e gidiyoruz. Kortrijk'de tekrar aktarma yapacağız. yaklaşık 45 dakika sonra Kortrijk'e varıyorsunuz.

10:55'de COURTRAI / KORTRIJK'DEN KALKIŞ------------------- veee  11:46'da BRUGGE'E VARIŞ. 

İndili- bindili ama hiç sıkılmadan ve anlamadan yaklaşık 3 saat süren bir yolculuk sonrası BRUGGE istasyonda iniyorsunuz.  Brugge istasyon zaten küçük. (Biz bu seyahatten gerçekten de çok memnun kaldık.) Ana çıkışı bulunca oradan otobüslerin kalktığını göreceksiniz.

 Sola doğru yürüyünce information ve ticket sale odası göreceksiniz. Gişe görevlileri size Brugge eski şehir meydanına hangi otobüs direk gidiyor hangisi dolaştırarak bilgi veriyor. Bindiğimiz otobüsün numarasını inanın hatırlamıyorum. B3 mü B6 mı ne desem yalan. Görevliye directly to OLD CITY  CENTRE diye sorun o size otobüs numarasını söyleyecek. Kişi başı 2,5-3 EURO civari bir fiyat ödedik. Yaklaşık 10 dakika içinde o tatlı şirin şehir görünmeye başlayacak. Ana meydanı göreceksiniz orada zaten otobüs duruyor ve indiğinizde belki de benim gibi hayran hayran elinde bavulla öylece baka ve kalakalacaksınız:-))









Brugge'de o kadar çok fotoğraf ve videom var ki hepsini paylaşmak imkansız. Daha fazlası instagram hikayelerimde sabitli duruyor. Oradan daha detaylı ve konumlarıyla mekanları görebilirsiniz. Size şurada yiyin burada yiyin demek istemiyorum. Ben daha önce giden bloggerları dinlerim not ederim o mekanları bulurum ama gittiğimde iç sesim istemezse de girmem ve kendim gezerken gördüğüm bir yere girer veya yerli halk bana nereyi tavsiye ederse daha lokal olan o mekanları seçerim. O yüzden siz de gezin görün canınızın istediği ve gözünün sevdiği neresi olursa gidin oraya oturun orada yiyin için keyfini yaşayın derim. Ama bir mekan var ki işte orayı gerçekteeennn şiddetle tavisye ederim. o mekanda biranızı için. Bir pasaja giriyor zannedeceksiniz hatta pasajı tobacco shop sanacaksınız ama değil ilerleyinn gidin gidin içeri girin ortada bir pub olacak oradan da sağa doğr kapıdan girin ve bahçeye açılan o şahane mekanı yaşayın. bayılacaksınız ve bana da teşekkür edeceksiniz. Mekanın adını buraya yazıyorum.. 2 BE IN BRUGGE / THE BEERWALL  Link de bırakıyorum. Konum, detay görmek ve mekanla igili yorumlar için BURAYA TIK TIK LÜTFEN! Mekandan da benim bir iki fotoğrafım buyrun:-)








Brugge'de hangi otelde kaldık?

Booking.com'dan bulduğum Hotel Koffieboontje 'de kaldık. O kadar merkezi bir otel ki. Meydanın dibinde ama bir o kadar da sessiz. Fiyat/fayda dengesine göre de iyiydi diyebilirim. Eski bir bina yani tarihi bir binada kalmak da ayrıca güzeldi. Sadece şunu belirteyim odanın ısıtması biraz geç oluyor. Haa üşüdük mü? Hayır ama öyle hamam gibi de olmuyor. Bir de bir saç kurutma makineleri var elektreik süpürges hortumu gibi:-) Biraz saçı kurutmak oldukça zaman alıyor. Onun dışında 2 gün konaklama için yeter de artar. Biz memnun kaldık. Kahvaltısı da tabii ki bir Türk kahvaltısı beklemiyorsanız gayet yeterliydi. Booking'de yorumumu da yazmıştım zaten. (Hülya- 2 gezgin olarak) okuyabilirsiniz.

Eğer bu oteli tercih ederseniz otelin yerini size yukarıda ikinci fotoğrafıma göre tarif edeyim. Hani arkamda faytonlar, at arabaları var ya:-)) onun arkasında ki büyük bina var ya sağ tarafta ki tuğlalı yapının hemen ara sokağında ve o sokağa girince 20-30 metre sonra sağda.




Yeme-İçme:
Biz yeme içme konusunda ise;  bir gün öğlen meydandaki kutucuklarda(barakalarda:-)) satış yapan sokak yemeğinden yedik. Diğer bir gün de öğlen bira patates sosis yaptık. akam yemekleri içinse her zaman yaptığımız gibi ara sokaklarda dolaşırken görüp istediğimiz yerlerde yedik ve gayet de başarılıydı.

ÖZETLE; Brugge'ün her sokağı her köşesi masal gibiydi. Mutlaka;

WAFFLE yiyin efendim,Bot turuna katılın( kişi başı yanılmıyorsam 10.Euro idi) Brugge'ü bir de nehir üzerinden görün/gezin.

LOKAL biralarından için ve yava yavaaaşşş, sevgiyle Brugge'ü yaşayın. Vee dantel angles dükkanlarını, çikolatacıları gezerken de beni anın:-)) Haa bir de hediye çikolata alacaksanız daha uyguna maal etmek isterseniz hediyelikçi dükkanlardan ziyade şehirde Carefour market var( adını şimdi hatırlayamadığım bir de bir başka market daha vardı) oradan da alabilirsiniz. Çünkü dükkanlarda satılan bir çok marka marketlerde de var bir kaç sent veya euro daha uygun olabiliyor. Aklınızda olsun.

SEVGİYLE KALIN, BRUGGE'DE AŞKLA GEZİN.

AHHH! BRUGGE AHHH! BELKİ BİR GÜN YİNE GELİRİM SANA AMA BU DEFA İLKBAHARDA. YEŞİL ÇİÇEKLİ HALİN DE ÇOK GÜZELDİR SENİN:-))









22 Ekim 2019 Salı

PARİS, BRUGGE, BELÇİKA ROTAMIZ-1


Merhabaaaa,

Geçen yıl (12-18 Şubat 2019 tarihlerinde gitmek üzere) Pegasus kampanyasından çok uyguna aldığımız Paris gidiş- Brüksel dönüşlü uçak biletlerimizle tam 6 günde 3 şehir gezmeye çalıştık:-)

ilk durak PARİS'le başlıyorum:

Paris, Orly havaalanına indiğimizde orada yaşayan arkadaşlarımız bizi karşılamaya gelmişlerdi bile. İnsana bazen gittiği bir başka ülkede karşılayanlarının olması inanılmaz mutluluk veriyor değil mi? Ya da bana öyle geliyor bilemiyorum. Sağolsunlar bizi havaalanından aldıkları için ben burada kendi kendime başka hiçbir ulaşım aracı kullanmadım. Bu yüzden de size şu otobüse binin, metroda şu hattı kullanın gibi bilgiler veremeyeceğim.

Konaklamamızda arkadaşlarımızın evinde oldu. Paris'te 2 gün kaldığımız için her yerini istediğim gibi sindire sindire göremedim açıkçası. İnşallah bir başka sefere vakit ve de nakit tam yerinde olduğunda en az 1 hafta kalıp gezmek görmek isterim:-)

Tabii ki ilkd urağımız Champs  Elysees( Şanzelize) oldu. Şanzelize, bizim Bağdat caddesinin (sadece iki kati kadar daha geniş bir caddeyi düşünün) çok benzeri. Cadde üzerinde sağlı sollu cafeler, lüks marka mağazalarıyla daha büyük Bağdat caddesinde yürüyor hissine kapıldım bir an. Açıkçası bana Şanzelize çok tat vermedi. Laduree'den macaronlarımı alıp yedim. Bir başka cafede kahvemi içip o havayı solumaya çalıştım ama bana yetti arttı:-))


Ertesi gün rotada ilk tabii ki Eiffel kulesi vardı. MetroylaTour Eiffel durağında inip biraz yürüdükten sonra hafif puslu havanın bulutlarının arasında karşımda duruyordu o meşhur demir yığını:-) Şehre gerçekten de anlam katan Fransa'nın simgesi olan bu kule şehrin bir çok yerinden ve açısından görülebiliyordu.







 Bu civarda hep arkadaşlarımızın tavsiyeleriyle bir yerlerde yedik, içtik. Her biri çok keyifliydi. 

Buradan da Notre Damme kilisesinin oldğu muhite geçtik. Pek tabii Notre Damme dışarıdan ve içeriden acayip ihtişamlıydı. Farkındaysanız tüm dinlerde ibadethanelere inanılmaz bütçeler harcanmış ve inanılmaz işçilik harcanmış. İnsan birçok şeyi sorguluyor işte bu binaları incelerken. Ne demek istediğimi anlayanlar anlamıştır zaten:-)





İnanılmaz kalabalıktı içerisini biraz hızlı çekim gezmek zorunda kaldık. Buradan da Mont Marte'e geçtik. Hani Moulin Rouge falan var ya o semte işte:-) Ben Mont Marte'i çok beğendim. Sacre Cour bazilikası da buraya çok yakındı.  Mont Marte'da küçük sevimli kafeler,sokak ressamları, sokakta müzik yapanlar, tatlı hediyelik dükkanları ile çok sıcak bir semtti. Mutlaka ama mutlakaaa Sacre Cour ve Montmarte'ı gezin. Burada oturun, soluklanın oranın atmosferini yaşayın. Her bir dakikasını uzuuunn uzuunn hissedin. İnanın burada aldğım hazzı Şanzelize'de veya Paris'in ünlü cafesi CAFE DE FLORE'da almadım ben. Haa, vaktiniz varsa tabii Cafe de Flore'u da görün ama görmezseniz de çok şey kaybetmezsiniz.









Mesela; bütün ünlü ve önemli insanların hatta bizden de Yılmaz Güney'in ve Ahmet Kaya gibi ünlü isimlerin de yattığı kabristana girmek istedik ama şansımıza genel bir bakım olduğu için kabristan o gün ziyaretlere açık değildi. sadece dışarıdan baktık. O yüzden o fotoyu koymuyorum bile. Çünkü dışarısındaki duvarlarda orada yatan gelmiş geçmiş her bir bireyin isimleri yazıyordu. Artık gittiğinizde siz benim yerime de ziyaret eder görürsünüz:-))




Her bir meydan ve meydancıkta da üyüklü küçüklü atlıkarıncaların olduğu isimlerini hatırlayamadığım yerlerden geçtik. Prenses Diana'nın basından kaçarken kaza yaptığı tünelin oradan geçtik. Sizleri sıkmamak adına artık o detayları yazmıyorum ve fotoğrafa da boğmak istemiyorum. 

Paris ben de bu kadarcık işte:-))

Bundan sonra ki yazımın içeriği ise Paris'ten trenle BRUGGE'e geçişimiz olacak.













18 Ekim 2019 Cuma

BEYAZ ŞEHİR "BELGRAD" I BENDEN DE OKUYUN/GEZİN

Bir önceki postumda Balkanlar'ın ilkk durağı Yeni Pazar'dan (Novi Pazar)bahsetmiştim. Bence oralara giderseniz Yeni Pazar'a bir gün gezmek için şans verin. Çünkü buralar da bizlerden çok izler taşıyor.

Novi Pazar'dan şehirlerarası otobüse binerek yaklaşık 5 saatlik yolculuk sonrası Belgrad'a vardık. Otobüsle şehirden şehire gezmek ayrı bir keyif. Çünkü, belki de bir daha hiç geçemeyeceğiniz adını sanını bile bilmediğiniz çok kasaba, köy ve yollardan geçiyor oralardaki manzarayı, evleri, yaşam tarzlarını görüyor ve kafanızda birşeyler şekillendiriyorsunuz. Bu benim için çok büyük bir keyif.



Belgrad'a indiğimizde direk taksiyle tuttuğumuz eve geçtik. Evimiz şehrin gezilecek meydanına çok yakındı. Evi Yeni Pazardaki akrabalarımız aracılığı ile bulduk.Gidecek olanlara apartmanın ismini yazıyorum. Apartment Venecia. Biz çok memnun kaldık. 3 kişinin rahatça kalabileceği tarihi bir binada sıcacık içi yepyeni bir stüdyo daire. İçinde mutfak için gerekli tüm malzemeler de var. Dilerseniz yemeğinizi evde de yapabilirsiniz.

Ben size Belgrad'ı bir liste şeklinde bende iz bırakanlarla özetlemek istiyorum. Sorularınız olursa yorumla sorabilir, mail atabilir veya instagram DM'den de sorabilirsiniz.


  • Orta ve Kuzey Avrupa'yı görüp sonra buraya geliyorsanız beklentiyi yüksek tutmayın. Zaten hiçbir şehri, ülkeyi de biribiriyle kıyaslamayın. yoksa çok hayal kırıklığı olur. Unutmayın ki her yerin kendine has ayrı güzellikleri ve yaşanmışlıkları vardır. O şekilde gezin derim ben:-)90'lı yıllarda kalmış gibi. Çok bakımsız gibi görünen ama çok etkileyici izler ve tarih taşıyan binalarına dikkatle bakarsınız çok seveceksiniz. EU desteğni verirse eski şehir kısmı daha da şahane olacak.

  •  Tito zamanından kalma (yani ex Varşova Paktı altında olan diğer tüm ülkeler gibi) caddeler ve sokaklar çooook geniş.
  •  İnsanlar uygar ve saygılı. Sokakları tertemiz.
  •  Kapalı mekanlarda sigara içilmesi çok kötü🙄 (ki ben o zaman sigara kullandığım halde inanın burada sigaradan nefret ettim diyebilirim) Bu arada 16 aydır sigara içmiyorum çok mutluyum.
  •  Cumhuriyet meydanı, atlı heykel ve civarı ve meşhur markaların olduğu KNEZ MİHAİLOVA caddesi mutlaka bir turlanmalı. 

  • Kalemegdan(Kalemeydana) ve içindeki büyüüük, kıskandıran parkı mutlakaaaa gezilmeli bol fotoğraf çekilmeli. Aynı benim gibi:-)



  • SKADARLİJA denen şahane semt eski şehir meydanına çok yakın mutlaka gezilmeli. Bol çiçekli restaurant ve cafelerin olduğu renkli sokak burası. Ayrıca; lokal müzik dinleyip lokal kezzet tadılacaksa bu sokaktaki restaurantlara mutlaka gidin. Bize yerli halkın hepsi " TRİ SESİRA ( 3Şapka) "adlı restaurantı tavsiye ettiği için oraya gittik. Lokal müzik dinledik, lokal şarap eşliğinde harikaa lezzetteki et çeşitlerini yedik. Şiddetle tavsiye ederim.





  • içki kahveden daha ucuz olduğu için kafanız kıyak da gezebilirsiniz size kalmış:-))) viski 2-Euro, 50'lik bira 1,5-Eur. Kahve :1,8-Euro. 

  •  Nikola Tesla müzesini mutlaka ziyaret edin. Bilmeyenler Google 'a Tesla kimdir napmıştır sorabilir.

  •  Cevapi (köfte) yiyin, Palaçinke ( bizim krep) yiyin. Ben sadece Nutellalı yedim. Çeşitli meyve de koydurabilirsiniz. 

  • öğlen atıştırmalık pizzacıları al çık tarzı çok fazla. Ama ben Çin mutfağı sevdiğim için "WOK PUBLIC"denen yerde ekşi tatlı soslu tavuk&sebzeli noodle yedim. 
  •  Sava nehri kıyısında bir tur atabilirsiniz.
  •  meydan da veya ara sokaklarda istediğiniz yerde kahve içebilirsiniz.

  •  Ara sokaklarda (Skadarlija mevkiinde) birkaç küçük pub var özellikle "TEZGA" çok keyifli. Veya meydanda Irish pub ve yanında ki "OK. NO" tavsiye ederim. İçki çoook ucuz

  •  jazz severler için hergün programı olan güzel bir jazz restaurantları var. Gitmedim çünkü bu kez buranın lokal müziğini tercih ettim. 
  • Parlamento binası, halk müzesi ve kilisesi ziyaret edilmeli. 
  • Mümkün oldukça gittiğiniz şehirlerin eski şehir kısımlarını yürüyerek ve ara sokaklara dala çıka gezin. Her zaman tümm güzellikler ara ve arka sokaklarda gizlenmiştir. Bu yüzden ana ve turistik caddeleri hızlı gezer ara sokaklara daha çok vakit ayırırım.  Benden sonra ise Belgrad'da MAMA SHELTER BELGRADE isimli bir restaurant açılmış. Kimi gönderdiysem ben göremedim acayip beğendi ve memnun kaldı. Not ediniz:-)
  • Ve en önemli detay: Taksi kullanacaksanız mutlaka pembe olan ve tepesinde PINK yazan taksilere binin. Bunlar uygun fiyata götürüyor. Diğer taksiler 3 katı 5 katı kazıklıyor bilginiz olsun.
Şimdiden gidecek olanlara şahane bir Belgrad gezisi dilerim.Mutlu ve sağlıklı seyahatler. Herkes gezsin herkes görsün inşallah.








21 Nisan 2018 Cumartesi

BALKANLAR GEZİ NOTLARIM- YENİ PAZAR (NoviPazar)

Herkese merhaba,

Bu kez size yine kendi kendimize her zaman ki yol ve gezi arkadaşımla beraber çıktığımız 17 günlük Balkan turumdan bahsetmek istiyorum.

Biz bu gezimize İstanbul'dan otobüsle gitmeye karar verdik. Çünkü, otobüs ile de seyahat etmenin çok ayrı keyfi var. Evet biraz yorucu ama inanın o doğayı, kasabaları, köyleri görmek, otobüsteki farklı insanlarla seyahat etmek, gümrük kapılarında yaşananları görmek ayrı güzel. İnsanın hayatına farklı tecrübeler katıyor ve farklı pencerelerden hayatı görmenizi sağlıyor.

İstanbul- Pendik'ten kalkan  otobüsümüz Sırbistan'ın bir şehri olan Yeni Pazar'a (Novi Pazar) kadar gidiyordu. Kapıkule'den Bulgaristan'a, sonra Sırbistan gümrüğüne oradan da Yeni Pazara tam 17 saatte ulaştık. Gümrüklerde, özellikle en çok Sırp gümrüğünde neredeyse 3 saat bekleme, inceleme olduğu için bu yolculuk bu kadar sürebiliyor.

Bu gezimize Yeni Pazar'dan başlamamızın asıl nedeni ise orada yaşayan tanıdıklarımızın düğününe katılmaktı. Hayatımda ilk kez tam anlamıyla yerinde bir Balkan(Boşnak) düğününe katıldım. İnanılmaz eğlenceli ve keyifliydi. 

Biraz Yeni Pazar'dan bahsetmek istiyorum.

 

Novi Pazar Türkçesi ile Yeni PazarSırbistan’ın Sancak olarak tabir edilen bölgesinde, Kosova sınırına yakın bir kent. Belgrad’ın 290 km güneyinde yer alan Yeni Pazar’ın halkı büyük çoğunlukla Boşnak ve Sırplardan oluşuyor. Osmanlı’dan  kalan camileri ve kalesi ile tipik bir Anadolu şehrini andıran Novi Pazar’ın amblemindeki 1461 tarihi ise, kentin Osmanlı egemenliğine girdiği tarihi simgeliyor. Novi Pazar, aynı zamanda Sırbistan’ın UNESCO Dünya Mirası. Sırbistan’nın eski başkenti olma özelliğine de sahip olan Novi Pazar Stari Ras ve Bizans tarzı Sopoćani Manastırı’na ev sahipliği yapıyor. Nüfusunun nerdeyse % 90’ı Müslümanlardan oluşan kent diğer Sırp şehirlerine göre bakımsız bir görüntüye sahip olsa da bu da yaşanan savaşlardan ve endüstri ve iş istihdamının olmamasından kaynaklanıyor. Avrupa'nın en fazla genç nüfusuna sahip olduğu şehri olduğunu da orada öğrendim. 

Ben bu küçük şehri çok sevdim. İnsanlar, gençler pırıl pırıl bakımlı, çok şık,s üslü ve ennnnnn önemlisi de ekonomik durumları çok zayıf olsa da  birçoğu o kadar mutlu ki, insanlar hep gülüyor. En çok dikkatimi çeken halkın çoğunun mutlu görüntüleri ve gülümsemeleriydi.

 Aşağıda da Novi Pazar'da gerçekten çok mutlu olan ben:))



Novi Pazar'ın meydanından sağa doğru boylu boyunca uzanan cafelerin olduğu yeni oluşan çok güzel bir sokağı var. Burada cafeler yan yana ve kendilerince çoğu şık görünümlü ve çok cici. Her bir mekan artık kendini geliştirmeyi başarmış. İstediğiniz cafede çay, kahvenizi içebilirsiniz. Benim dikkatimi çeken bu cafelerde halkın en çok kahve içmesiydi. Bira vb içki içenler yok gibiydi. Haaa akşam saatlerinde durum biraz da olsa değişebiliyor. Yemek yemek için bol bol cevapi denen köftelerinden, et yemeklerinden, boşnak böreğinden ve mantısından yiyebilirsiniz.

Akşam yemeği için Restaurant TROJA'ya gittik. Harika et çeşitleri( etin lezzetini unutmam imkansız çünkü etler 8 satte falan odun kömür ateşinde özel bir şekilde çevrilerek ağır ağır pişiriliyormuş. Yazarken bile canım istedi:))), şarap, bira veya erikten yapılan Sırp rakısından içebilirsiniz. Etno Troja, damak tadınıza göre mutlaka lezzetli yemekler bulacağınız, ŞİDDETLE TAVSİYE EDEBİLECEĞİM bir restaurant. Hasbel kader yolunuz Novi Pazar'a düşerse mutlaka gidin derim. LOKAL CANLI YÖRESEL MÜZİĞİ DE BONUSU ve inanılmaz keyif alacağınıza eminim. TROJA restaurantla ilgili daha fazla bilgi için  FACEBOOK sayfasına veya TRIP ADVISOR 'a bakabilirsiniz.


etno restoran troja novi pazar ile ilgili görsel sonucuGörüntünün olası içeriği: oturan insanlar, masa ve iç mekanGörüntünün olası içeriği: yiyecek

Bunun dışında Yeni Pazar'da Osmanlı'dan kalma bir çarşı ve çarşı da dükkanlar bulunmakta. Bu çarşı da zaten yukarıda bahsettiğim gibi UNESCO dünya mirası koruma altına alınmış.

NoviPazar'da(Yeni Pazar) kaldığımız otel ise DM otel. tam bir aile işletmesi olan bu kadar ilgili, bu kadar güleryüzlü insanların işlettiği bu otelden memnun kalacağınıza hiç ama hiç şüpheniz olmasın. Otel sahibi Mesha bey'in bize ücretsiz ikramları, hayır desek de yanımıza nereye gidersek gidelim yiyecek birşeyler koyması, çay kahve servisi ve hatta otobüs garına kadar arabasıyla alıp bırakması (hem de ücretsiz sadece kendi içinden geldiği ve istediği için ve müşteri memnuniyetini düşündüğü için) bizim artık unuttuğumuz değerlerden olmaya başladığı için bizi çok mutlu etti. Bu otel ile ilgili detaylı bilgi için ise DM5 OTEL  bakabilir veya BOOKING'ten de inceleyebilirsiniz.


Bundan sonra ki durağımız BELGRAD olacak. Benim gözümden Belgrad yazısı için takipte kalın.
Görüşmek üzere,












17 Nisan 2018 Salı

Budapeşte'den Viyana'ya Trenle Seyahat

Merhaba,

12-17 Şubat 2018 tarihinde 5 günlük Budapeşte gezisi yaptık. Ben, tüm seyahatlerimi kendi rotamı belirleyerek kendim yapıyorum. Hiçbir zaman bir tur şirketiyle gitmem. Çünkü; bir grup insanın bir rehberin peşinde dolaşması ve sadece rehberin belirlediği yerleri gezip görmek bana göre gezmek değildir. Ben kafama göre tüm ara sokaklara girip çıkmalıyım, canımınn istediği yerde mola verip yemek yiyip belirlediğim noktalara istediğim saatte istediğim gibi girip çıkmalıyım: -) Tabii bunda benim dil bilmemin avantajı da var. Yanımda hep aynı gezi arkadaşımın olması da ayrı avantaj çünkü onun da iki ayrı dili var yani toplamda üç lisan üç insan şeklinde seyahat ediyoruz biz:-)



Bir de ben gittiğim ülkenin  yerli halkına sorarak da çok farklı yerler keşfedirim. Çok sorarım, hiç utanmam, hiç sıkılmam. Zaten insanlar turistlere alışık ve çoğu çok yardımcı oluyor. Yerli halkın tercih ettiği yerler inanın turistlerin çok olduğu yerlerden daha keyifli. Böylece, hem oranın insanlarının yaşam tarzını gözlemliyor hem de kendi kültürlerini daha iyi tanımaya, anlamaya çalışıyorsunuz.

Size daha sonraki postlarımda Budapeşte'yi, gezilecek yerlerini, benim gözümden en can alıcı yerlerini ve nereye hangi ulaşım aracıyla nasıl gidilir hepsini tek tek anlatacağım.

Artık bu yazımın ana konusuna değineyim:

Budapeşte'den Viyana'ya gitmeye karar verdik. 14 Şubat'ı Viyana'da görelim istedik. Ben  önceki yıl sadece Viyana'ya gitmiştim. Bir hafta kaldım ve döndüm. Zaten az buçuk birşeyler hatırlıyordum. Hal böyle olunca da gezi arkadaşım Viyana'yı görmediği için trenle Budapeşte'den geçmeye karar verdik. Eğer bir ülkeden diğerine geçeceğiniz kesin tarihi önceden belirlerseniz tren biletlerini daha ucuza alma şansınız da olabilir. Bunun için de o ülkenin tren yolları sitesine girip küçük bir inceleme yaparsanız biletlerinizi önceden de ayırabilir, alabilirsiniz.

Size bu tavsiyede bulunan ben (çünkü Viyanaya ne zamann geçeceğimize karar verememiştik) çok ucuza tren bileti alamadık. Ama çok pahalıya da almadık. Budapeşte ana tren istasyonuna bir gün önceden gidip Turist danışmaya başvurarak biletimizi aldık. Trende yerlerimiz  numaralı olsun istediğimizden extra 7-Euro ödedik. (bilet başına) çünkü yer numarası almazsan  numaralı bilet sahipleri geldiğinde çok kez yer değiştirmek istemedik. Tercih size kalmış. Budapeşte-Viyana trenle yaklaşık 2 sa 25 dak sürmektedir. Tren yolculuğu da ayrı güzel oluyor. Etrafı, kasabaları, köyleri görerek seyahat etmek insana ayrı tecrübe ve güzellik katıyor.

Şimdiiii 2,5 saate yakın yolculuktan sonra Viyana Tren İstasyonuna vardık. (Vien HAUPTBAHNHOF) biz günü birlik gittiğimiz için kendimize iki nokta belirlemiştik. Dolayısıyla size bu noktalara nasıl gittiğimizi, neye, hangi metroya inip bindiğimizi anlatmak istiyorum.

Planımız, 1) Schönbrun sarayı 2) Graben Meydanı

*Önce SCHÖNBRUN SARAYI'na gideceğimiz için:



Trenden indiğinizde U1 metro hattını buluyorsunuz.. (Ubahn- metroya Ubahn diyorlar). Sonra orada bilet makineleri var mutlaka en önce biletlerinizi alın. Halkına çok güvenselerde kontroller yapılabiliyor. Birkaç euroluk bilet için hem rezil olmaya hem de 50-Eur gibi ceza ödemeye hem de yakalandığın yerde trenden metrodan atılmaya değmez.Biletleri alıp mutlaka kırmızı onay yapacaksınız zaten makineler sizi yönlendirecek veya güvenlik görevlileri turist olduğunuzu anlayacak ve siz de talepte bulursanız size yardım edecektir.

SCHÖNBRUN SARAYINA GİDİYORUZ:-)) 

U1 hattını bulduk, bileti onaylattık. Bu hattan LEOPOLDAU yönüne bineceksiniz. Ve KARLPLATZ'da ineceksiniz. Zaten bizdeki gibi kapı üstlerinde duraklar yazıyor ve sesli anonsla durak isimleri söyleniyor. Durağı kaçırmanız çok dalgın olmadığınız veya koyu sohbette olmadığınız sürece imkansız :-))

KARLPLATZ'da inince YEŞİL- U4 hattını bulacaksınız ve bunun da HÜTTELDORF yönüne bineceksiniz ve SCHÖNBRUN durağında ineceksiniz. Metrodan inince insanları takip edin çünkü bu durakta insanların çoğu bu saraya gidiyor zaten:)) çıkış kısa ve yürüme yoluna geleceksiniz. Park gibi bir yerden geçip yolun karşısına geçeceksiniz. Zaten orada çekik gözlüleri gördüğünüz an doğru yerdeyiz diyeceksiniz:_)) Bu Çinliler ve Japonlar mllH HER YERDE:)) 250-300 metre kadar yürüdükten sonra solunuzda ihtişamlı Schönbrun sarayı sizi karşılayacak.

Schönbrun'u gezdik ve buradan da meşhur Veba anıtının olduğu GRABEN MEYDANINA geçiyoruz. Tekrar Schönbrun durağına döneceksiniz. Geldiğiniz yolu yürüyerek döneceksiniz. İnanın çok kolay. Hiç çekinmeyin, endişe etmeyin.

Yine YEŞİL-U4 hattını seçip HEİLİGENSTADT yönüne bineceksiniz ve SWEDENPLATZ'da ineceksiniz. Metrodan yukarı çıkacaksınız ve ihtişamlı St. Stephanplatz Dome'unu (katedrali) göreceksiniz. Mutlaka katedrali gezin, içine girin ve görün.  Dome, Graben ve meşhur KARTNERSTRASSE hepsii bu durakta. Buraları da kafanıza göre gezin, şinitzel yiyin. Biz bu defa yerli halka sorduk ve  PÖSCHL'de şinitzel ve bira yaptık. Turistlerin hep gittiği Figlmüller'de şinitzel YEMEDİK. İnanın ben daha önce Figlmüller'de de yedim ama PÖSCHL adlı restaurantta yediğim şinitzel daha lezzetli daha hesaplıydı. Küçük bir yer ama çok temiz, çok şık, çok nezih.



Graben'de mutlakaaaaaaaaaa CAFE CENTRAL'DE bir kahve içip yanına pastalardan yiyin. Azıcıkk sıra bekliyorsunuz ama inanın o atmosferi yaşamaya değer. Bir an kendinizi Ortaçağ'da hissedeceksiniz. Bu çevreyi Viyana Opera Binasını, Kartnerstrasse'yi bolca gezin, dolaşın, pasajlarına girin çıkın, çevreyi görün görün görün!!. Görülmesi gereken nokta yerlerin birkaçı bu civarda.Zamanınız varsa etraftaki farklı müzelerini de gezin derim. Kafanıza göre canınızın istediği yerleri özellikle de ara sokakları keşfedin.




Ve son olarak Budapeşte'ye geri dönüyoruz. Nasıl??  Tekrar, U1 hattına biniyor ve Hauptbahnhof'da (Ana tren istasyonunda) iniyor, ekranlardan tren sefer numaranızı ve treninize bineceğiniz peron numarasını buluyor ve biletinizde yazan vagon numarasına göre vagonunuza geçiyor ve Budapeşte'ye geri dönüyorsunuz.

Umarım açık ve anlaşılır anlatabilmişimdir. Sormak istedikleriniz olursa yorum bırakabilirsiniz.

Sevgiyle kalın, çok çoook seyahat edin, çoook yerler görün inşallah :-))






16 Nisan 2018 Pazartesi

5 YIL OLMUŞ YAZMAYALI



Merhaba,

Ben eski moda blogger'ı olarak bloguma bugün bir göz atmak ve neler yazmışım bakmak için giriş yaptım. Veee inanamadım! Zaman nasıl geçiyor? Çok klişe olacak ama evet zaman çok hızlı geçiyor. En son post'umu (yazımı) tam beş yıl önce 2013'de yazmışım. 𝅓

Sosyal medyanın daha güçlenmesi, artık neredeyse tüm dünyanın avucumuzun içindeki telefonlarda olması, bilgilere bu vesileyle daha hızlı ve görselleriyle ulaşmak kolay geldiği için çoğu blogger yazmayı bırakıp instagram, youtube vb kanallara yöneldik. Tabii; hala istikrarlı çok güzel yazan blogger arkadaşlarımız var onları yürekten alkışlıyorum.

Hayat koşuşturması, değişen bakış açılarımız, arz ve taleplerimiz, yaşam şekillerimizin değişmesi, vizyonlarımızın farklılık göstermesi, belki de aldığımız yaşlarla ilintili büyümemiz ve olgunlaşmamız,  ilgi alanlarımın- mızın farklı yönlere kayması da bazılarımız da yazma isteğini azalttı.

Ben de bugün itibariyle elimden geldiğince artık başka konularda yazılarımı yazmaya karar verdim. Daha önce modaya ve alışverişe, kim ne giymişe olan aşırı merakım yerini uzun süredir (sadeleşmeye karar verdiğim ve böyle yaşadığım için) başka yerlerden bakış açısına bıraktı. Daha çok gezip gördüğüm yerleri yazmak istiyorum. Şimdi kendi penceremden başka paylaşımlarla sizinle olacağım. Zaten, HAYAT PAYLAŞINCA GÜZEL DEĞİL Mİ? ☺☺




Sevgiyle kalın ve beni okuyunn olur mu? :-))



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

LinkWithin

Masal şehir BRUGGE

Paris, Brugge, Brüksel rotamızın ikinci ayağı BRUGGE ile ilgili notlarımı okuyabilirsiniz. Umarım beğenirsiniz ve size de fikir verir. Benim...